SU YATAĞI ÖYKÜLERİ
-------------------------------------------------------------------------
Türkiye
Öykülerimiz, su yatağı kültürünün hem ortak unsurlar taşıdığını, hem de bireysel deneyimlerle oluştuğunu göstermektedir, ürünlerimizin kalitesi, konforu ve uzun ömürlülüğünü canlı tanıklıklarla size bir kez daha kanıtlayacaktır.
ECZ.OPT. RIFAT KAYIN’dan bize gelen bir e-posta’yı sizlerle
paylaşmak istedik. Su yatağı deneyimini bize tüm içtenliği ile aktaran Sayın Rıfat
Kayın’a teşekkür ediyoruz.
Merhaba,
Ben su yatağını yaklaşık 15 yıl önce Ankara’dan aldım. O
yıllarda bu yataklar Amerika’dan ithal ediliyordu, ithalatçı firmanin yatağa
verdiğim isim slow motion’du. OASİS’in hangi türüne denk geliyor bilmiyorum ama
içindeki sentetik keçe sayesinde dalgalanma en aza indirilmiş ya da dalgasız olarak
nitelenebilir.
Yatağın ağırlığa verdiği tepki oldukça yumuşak. Bir hidrolik sistem gibi
yavaşça inip, yavaşça düzgün hale geliyor. Bu yatağı almaya karar verirken belimde
ağrılarım vardı. O kadar çaresizdim ki harcadığım paranın boşa gitmesini göze
alarak denemeye karar verdim. Dalgalı olanlarla kıyasladığımda onlardan 3-4 kat
pahalı olan dalgasız olanı tercih ettim. Satan firma özel mobilyası ve ısıtıcısı
ile birlikte getirip yatak odamıza kurdu.
İlk günlerde biraz alışma sorunu yaşadım. Hatta doğru bir iş yapıp,
yapmadığımdan bile emin olamadım. Aradan 15 yıl geçtiği için tam olarak
hatırlamıyorum ama sanırım bu durum bir hafta kadar sürdü. Alışma süresini
geçtikten sonra yatağın bilinen yataklardan farkını anladım. Omurgamda 4. ve 5.
omurlarım arasındaki disk daralmış, fiziksel aktivitelerin yoğun olduğu günlerde
ağrı yapıyordu. Bu ağrılarda bir azalma ve gece boyunca daha az dönme saptadım.
Sabah uyandığımda hemen yataktan kalkmıyor, bir müddet yatakta bel ve sırt
adalelerimi gevşeten hareketleri de ihmal etmiyordum. Takriben 10-15 dakika süren bu
hareketler su yatağı üzerinde kolayca yapılabiliyordu. İki elimle dizlerimi karnıma
çekmek, bacaklarımı dizlerimden bükerek sağa sola açıp, kapamak ve yine dizlerden
bükülmüş bacaklarımı birbirine yapıştırarak yatağa dokunacak kadar sağa ve sola
yatırmak şeklindeki hareketleri 100 er kere yapıyordum. Su yatağında uyuyarak
geçirdiğim son 15 senemde günlük aktivitelerden kaynaklanan, ufak tefek bir iki bel
ağrısı dışında ciddi bir bel veya sırt ağrısı çekmedim.
Şimdiye kadar anlattıklarım sadece yatağın tıbbi ve sağlıklı olma özelliğini
yansıtıyor. Su yatağı bundan daha fazlasını vaat ediyor.
Arada bir gittiğim tatillerde yatağımı çok arıyorum. En çok onun rahatlığını ve
tatlı uykusunu özlüyorum. Otel yataklarında uyuyabilmek için uyku ilacı, alkol gibi
çarelere başvuruyorum. Birkaç gün sonra bu duruma da alışacağımı düşünüyorum
ama nafile. İnsan rahata kolay alışıyor ama rahatsızlığa zor.
Su yatağının farkını kolayca anlatacağımı sanarak bu yazıya başlamıştım ancak
sözcüklerle bu deneyimi, bu keyfi anlatmanın zor olduğunu anlıyorum. Belki su
yatağını kullanan, bu konforu paylaşan insanlar ne demek istediğimi daha kolay
anlayabilir.
Odanız soğuk bile olsa, istediğiniz dereceye ayarladığınız sıcacık bir yatağın
keyfi nasıl anlatılır bilemiyorum. Ayrıca yatağa uzandığınızda bütün
vücudunuzun tatlı bir yumuşaklıkla ,sıcacık kucaklanması insanda suya ve yatağa
duyulan minneti kat, kat artırıyor. Uzandığınız pozisyonu hiç bozmadan saatlerce
kalsanız bile sağa sola dönme ihtiyacı duymuyorsunuz, çünkü yatak vücudun
değdiği her noktadan alttan destek veriyor. Vücut ağırlığını suyun kaldırma
gücü oranında dağıtıyor.
Sıradan yataklarda vücut birkaç noktadan yatağa temas eder ve bu noktalarda baskı
altında kalan damarlar daralarak kan dolaşımı zorlanır ve baskı altındaki
sinirlerde uyuşma meydana gelir. Vücut bir tepki olarak pozisyonunu değiştirir. Bu
nedenle gece boyunca,farkında olmadan defalarca döneriz. Bu da uyku konforumuzu
azaltır. Oysa su yatağında hiç dönme ihtiyacı duymadan sabaha kadar uyuyabilirsiniz.
Su yatağı almak hayatımın en doğru karalarından biridir. Bir yatağın insanı bu
kadar mutlu edeceğini anlatsalar inanmazdım. Ben bu mutluluğu biraz da (geçmişte
kalan) bel ağrıma borçluyum. Dilimin döndüğünce çevremde benzer sorunları olan
bir çok insana bu deneyimi anlatıyorum ama insanlar koşullanmalarından,
alışkanlıklarından kolay, kolay vazgeçemiyorlar.
15 yıldır su yatağı kullanan biri olarak deneyimimi başka insanlarla paylaşmak
istedim. Umarım onlar da benim gibi verdikleri karardan dolayı mutlu olurlar. ECZ.OPT. RIFAT KAYIN
Su yatağında uyumak harika!
Yeni bir yatak odası mobilyası ve ona uygun kaliteli, konforlu bir yatak almak hayalimizdi, özellikle herkesde olmayan değişik bir şey olmasını istiyorduk. Yatak mobilyasına karar verdikten sonra yatak için uzun araştırmalar yaptık, bir arkadaşımızın su yatağı tavsiyesi üzerine, Oasis Su Yataklarının web sitesini bulduk ve showroom’una giderek, dalgalı ve dalgasız su yataklarını denedik, Deniz hanım su yatağının özelliklerini bize detaylı bir şekilde açıkladı, yaptığımız diğer araştırmaları da göz önünde bulundurarak su yatağının en iyisi olacağına ikna olduktan ve almaya karar verdik, diyor Öykü hanım ve Çağrı bey.
Öykü hanım 25 yaşında, konservatuar mezunu, keman ve piyano çalıyor, solistlik de yapıyor, Çağrı bey 28 yaşında, Sosyolog. Genç çift kendilerine ait olan Kadıköy Acıbadem’deki Zürafa Yuvasını beraber işletiyorlar. Yuvalarında velilerin çocuklarını her zaman internet üzerinden izleyebilecekleri kameralı son teknolojiyi kullanıyorlar ve birçok değişik aktiviteler uyguluyorlar, ata binmek, havuzda yüzmek, sergi, müze ve tarihsel özellik taşıyan yerlere eğitsel gezilere gitmek, gibi. Ayrıca yuvalarındaki çocuklara estetik ve sanata karşı duyarlı olmaları için özel bir takım eğitimler veriyorlar.
Yoğun ve yorucu bir iş gününün ardından su yataklarında yatabilmenin onları çok mutlu ettiğini ve rahatlattığını, ertesi güne çok daha dinç ve zinde olarak yataktan kalktıklarını söylüyorlar. İyi bir yatak almaya karar vermeden önce, su yatağına yatıp denemek ve farkı hissetmek gerekiyor, su yataklarının ömrü, özellikle sunduğu hijyen ve verdiği konfor herşeye değer. Su yatağında uyumak harika, diyor Öykü hanım.
Gülnur Aydoğan: “Bulutların üstünde gibi hafif hissediyor insan kendini!”
Uzun araştırmalar sonunda Gülnur Aydoğan, oğlu Mustafa’da kas erimesi
rahatsızlığı olduğu ve sabahları yatağından ağrılarla uyandığı için, su
yatağı almaya karar verdi. Mustafa çok kısa bir süredir su yatağında yatmasına
rağmen, su yatağından çok memnun. Artık sabahları bel ve omuz ağrıları olmadan
uyanıyor ve ailesi bu durumdan çok mutlu.
Anne Gülnur Aydoğan, Mustafa için ne alırlarsa alsınlar ilk önce kendi denemeyi adet
haline getirmiş, bakın bunu kendi nasıl anlatıyor: “Kendim mutlaka denerim, bu
ne olursa olsun ve etki derecesini kontrol ederim. İlaçlar için bile geçerli bu,
etkisini anlayamasam bile tadını öğrenmiş oluyorum en azından. Onun için su
yatağını da kendimde deniyorum. Ben, daha önceleri bademcik sorunum, sonra da küçük
de olsa geniz eti ve sünizit sorunum yüzünden sırt üstü yatamam normalde. Yıllar
önce bademcik ameliyatımı yapan doktor bana yüzükoyun yatarsam solunumumun daha rahat
olacağını söylemişti ve bu nedenle ben de bir alışkanlık haline geldiği için,
sırt üstü 5 dakika yatsam, sonrasında sanki yeterli nefes alamıyorum gibi hissederek
yüzükoyun yatarım. Ve çoğu sabah kalktığımda inanılmaz bir bel ve omuz tutulması
yaşarım. Bu nerdeyse öğlene dek sürer, genelde kahvaltıdan sonra hemen bir ağrı
kesici ile takviyede bulunurum. Ki, yatağım tam ortopedik ve iyi bir marka. Ve
gerçekten huzursuz yatarım, yani çok dönerim sağa sola. Bu benim NORMAL YATIŞ
ŞEKLİM.
Aydoğan, oğlu Mustafa’yı okula yolladıktan sonra, su yatağında bir süre de,
kendisinin yattığını belirterek şöyle dedi: “Ama gerçekten test etmek
amaçlı, yatıyorum. Yine normal uyanışta sırt ve bel tutulması ile uyanan ben,
Mustafa’nın yatağındaki o 1 saatlik kestirmemden sonra ne sırtımda, ne belimde en
küçük bir ağrı kalmamış olarak uyanıyorum. Ve en güzel yanı ne biliyor musunuz,
sırt üstü hatta yastıksız yatıyorum, çünkü yatak bütün vücudun sekline göre
şekil alıyor. Bazen 1 saati de geçen o kestirme anımdan uyandığımda ben yattığım
şekilde kalkmış olduğumu gözlemliyorum. Acaip dinlenmiş ve gerçekten tüy kadar
hafif hissediyorum kendimi, ısı da hissettiriyor kendini. Enteresan bir ürün.
Bulutların üstünde gibi hafif hissediyor insan kendini.”
Aydoğan son sözlerini Mustafa için kullandı: “Güle güle kullan yavrum yeni
yatağını. İnşallah şifa bulur da öyle yatarsın yatağında...”
Herkesin bir su yatağı olmalı!
Dr. Tayfun Ayata Ortopedi uzmanı, eşi Ebru Ayata Dahiliye uzmanı olarak çalışıyor.
Çift Tuzla’daki yeni evlerine taşınırken tüm mobilyalarını değiştirmeye karar
vermişler. En büyük değişikliği de Tayfun beyin isteği üzerine yatak odalarına su
yatağı alarak yapmaya karar vermişler.
Dr. Tayfun Bey, hastanede yoğun ve yorucu bir iş günün ardından, kendilerini en
azından geceleri rahatlatacak ve sabahları zinde olarak kalkmalarını sağlayacak
yatağın, su yatağı olduğunu hep düşündüğünü söylüyor. Alıp kullandıktan
sonra ise düşüncesinin kanıtlandığını belirten Tayfun bey “Uyku, herkesin her
gece kendisine sunması gereken en kısa, en güzel ve en tabi tatildir” diyor.
Konfor ve hijyenin yanı sıra sağlıklı bir uykunun insan hayatında ne kadar önemli
olduğunu dilinden düşürmeyen Tayfun bey “herkesin bir su yatağı olması
gerekir, su yatağı kullanmak için hasta olunması gerekmiyor” demeyi de ihmal
etmiyor.
Dr. Ebru hanımın su yatağı kullanmadan önce bir takım ön yargıları olduğunu,
ancak su yatağında yattıktan sonra bu ön yargıların yıkıldığını ve artık eşi
Tayfun beye su yatağı konusunda
katıldığını belirtiyor. Ebru hanım, ön yargılarının çoğunun su yatağını
tanımamaktan kaynaklandığını vurgulayarak, “şimdi hastalarıma, yakın çevreme
ve arkadaşlarıma özellikle su yatağında yatmalarını tavsiye ediyorum” diyor.
Oğulları Ataberk 6 yaşında, o da su yatağında altlayıp zıplamanın çok zevkli
olduğunu söylüyor ve bize yatağın üzerinde resim çekmemiz için hemen bir poz
veriyor.
Ayata ailesinin tüm fertlerinin su yataklarından memnun olmaları bizi de mutlu ediyor.
Bilgehan’ı geceleri annesinin döndürmesine artık gerek kalmadı !
Bilgehan 10 yaşında. 5 yıl önce, hareketlerindeki yavaşlamayı ilk annesi
fark etti. Bunun üzerine birçok
doktora götürüldü. Doktorlar Bilgehan’a kas erimesi* teşhisi koydular. Ve bu
teşhisin ardından tüm aile fertlerinin hayatı değişti.
Anne Ayşe Aydın, Bilgehan geceleri kendi dönemediği için, her gece birkaç kez
kalkıyor ve oğlunu döndürmek zorunda kalıyordu. Bu özveriye rağmen Bilgehan’ın
sabahları yataktan kalktığında vücudunda, normal yatağın vücuda yaptığı
baskıdan dolayı, ağrılar ve tutulmalar oluyordu. Ayşe hanım, Amerika’da yaşayan
kız kardeşiyle bu büyük sorunlarını paylaştıklarını ve onun su yatağı
almalarını önerdiğini ve Amerika’dan Oasis Su Yataklarının web sitesini bulup,
Aydın ailesinin şirketimize ulaşmalarını sağladığını anlattı.
Artık, Bilgehan su yatağında yatıyor. Üstelik eski şikayetleri kalmadı. Kendisi de
“eskiden sabahları hissettiğim ağrılar kalmadı” diyor. Annesi Ayşe
hanım da mutlu, hem oğlunun ağrıları ortadan kalktığı için, hem de geceleri
uykusunu bölerek Bilgehan’ı döndürmek zorunda kalmadığı için.
*Kas Erimesi: Vücudumuzdaki istemli kaslar, ancak omurilikteki
ön boynuz hücrelerinden bir sinir yolu ile mesajı aldıklarında kasılabilir. Spinal
muskuler (kaslar) atrofide, ön boynuz hücreleri normal çalışmadığı zaman bu mesaj
kasa gelemez. Bunun sonucunda ise istemli kaslarda kuvvetsizlik ve erime (atrofi)
görülür.
Su yatağı alınca tüm önyargılarım kırıldı!
Dr. Ali Naki Kaftancıoğlu su yatağı almadan önce, yumuşak, sert, sentetik ve doğal
materyallerle yapılan, birçok yatak denemiş.
Bugün, su yatağının en iyi yatak olduğundan hiçbir şüphesi olmadığını
belirtiyor, yalnız bu iddiasını bilimsel olarak ispat edemiyor Dr. Ali Naki
Kaftancıoğlu, “sadece” kendi tecrübe ve mantığıyla şunları söylüyor: “Kişisel
olarak şunu net olarak söyleyebilirim ki, su yatağı kullanmaya başladığımdan beri,
sırt ağrılarım azaldı. Benim mantığıma göre, anatomik olarak vücuda en iyi uyum
sağlayabilecek iki yatak çeşidi söz konusu olabilir, su yatağı veya havalı yatak.
Ben su yatağını seçiyorum, çünkü vücudun tamamına çok daha iyi uyum
sağlıyor.”
Ayrıca, su yatağındaki ısıtma sisteminin büyük bir avantaj olduğunu, çok daha
hijyenik olduğunu ve tüm kaslarını rahatlattığını açıklıyor.
Dr. Ali Naki Kaftancıoğlu ve eşi Dr. Canan Kaftancıoğlu’ nun Bahçeşehir’de çok
şık bir vilları var, çift evlerine yeni taşınmışlar. Dr. Kaftancıoğlu çiftinin
İstanbul’da kendi özel hastaneleri var ve çok yoğun iş temposuyla çalışarak
geçiyor günleri. Dr. Ali Naki Kaftancıoğlu kendisine gelen, sırt ağrısı, baş
ağrısı ve sabah gerginlikleri çeken hastalarına ve arkadaşlarına su yatağı
tavsiye ediyormuş.
Kaftancıoğlu çiftinin iki kızları var, Çağım ve Çağla. Çağım küçük yaşta
olduğu için Bayan Kaftancıoğlu çalışmaya bir müddet ara vermiş ve günlerini
Çağım’la birlikte evde geçiriyor. – Çağım’ın ve Çağla’nın su
yatağında atlayıp zıplamaktan çok hoşlandıklarını, eşininse günlük yoğun
çalışma temposundan sonra su yatağında yatmaktan çok memnun olduğunu belirtiyor,
Dr. Canan Kaftancıoğlu.
Kaftancıoğlu’nun, su yatağı kullanmaya başlamadan önce, mevzu su yatağı
olduğunda herkes de olduğu “su yatağı bütün gece sallanır, diğer yataklara
göre farklı bir görünümü vardır ve her yatak mobilyasına uymaz, çok ağırdır”
gibi ön yargıları varmış. Şimdi Bayan Kaftancıoğlu diyor ki: “Su
yatağını kullanmaya başladıktan sonra, ne kadar yanlış düşündüğümü fark
ettim, insanlardaki bu ön yargıları yıkmak biraz zor, hakikaten herkesin kendi
denemesi gerekir”. Şimdi tüm aile, su yatağını denedikleri ve satın
aldıkları için çok memnun olduklarını söylüyorlar.