UYKUSUZLUK
---------------------------------------------------- Uykuya dalamama
veya gece aralıksız uyuyamama, insomnia ile bir tutulabilir. İnsomnia ya da uyuyamama
hastalığı, bir uyuma sorunudur. Uykuya dalamama, ya da gece boyunca sürekli uyuyamama
sorunlarını barındırır. Hastalar genel olarak, gözlerini bir kaç dakikadan fazla
kapalı tutamamaktan ya da yatakta bir o yana bir bu yana dönerek uyuyamamaktan
yakınırlar. Amerikan halkının üçte biri insomnia rahatsızlığı çekmektedir.
İnsomnia doğal uyuma dengesini bozar ve tamiri oldukça zor olabilir. İnsomnia
hastaları genel olarak öğleden sonra ya da akşama doğru kısa süreli uyudukları
için, geceleri uyumakta zorluk çekerler. Gece uykusuzluğu sadece uykuyu etkilemez,
gündüz de kendisini halsizlik, yorgunluk, dirençsizlik ve konsantrasyon
bozukluklarıyla gösterir.
Buradaki soru, neden uykuya dalınamadığı ve gece uyanmadan uyunamadığıdır, bu
soruya net bir cevap vermek güçtür.
Aşağı yukarı herkes bir kez de olsa uykusuzluk sorunu yaşamıştır.
“Uykusuzluk”, uykuya dalamama veya gece aralıksız uyuyamamanın farklı nedenleri
olabilir, hiçbir vücut rahatsızlığı veya temelinde psikolojik rahatsızlığı
olmamasına rağmen birçok kişide uykusuzluk sorunu tespit edilmiştir. Bunun yanı
sıra yaşa da dikkat edilmesi gerekmektedir: Yaşlı insanların normalde daha az uykuya
ihtiyacı vardır.
Akva Su yatakları uykusuzluk sorununu çözerek, dinlenmiş olarak yataktan
kalkılmasına yardımcı olur. Su yatağı kullanan kişilerle yapılan anketlerde
çıkan sonuçlarda, su yatağında çabuk uykuya dalarak, derin bir uyku ve kısa
bir zaman aralığında da uyunmuş bile olsa dinlenilmiş olarak uyanılmaktır.
Su yatağındaki ısıtma sistemi sayesinde direk, vücut ısındaki yatağa yatılır,
vücudun kendi enerjisiyle soğuk yatağı ısıtması gibi bir şey söz konusu
değildir, bu da hemen uykuya dalmayı sağlar.
Su yatağı, 27 – 30° C aralığında ısıtılmalıdır, vücudun dış ısısı
aşağı yukarı 27° C’dir, yazın hoş bir serinlik hissi, kışın rahatlatıcı bir
sıcaklık hissi verir. Vücut ağırlığının hafiflemesi ve suyun üzerinde
süzülüyormuş hissi ruhun rahatlamasını sağlar, sıcak bir yatak tarafından
kucaklanmaksa, insanın kendisini emniyette hissettirir. İlaç kullanımını azaltır.
Çok sert yataklar veya diğer bildiğimiz normal yataklar, vücudun ağır bölgelerine
baskı uygularlar, bu baskılardan dolayı gecede 80 kez pozisyon değiştirilir. Baskı
bölgeleriyle ilgili çok kısa ve net bir örnekleme ise; sandalyeye oturulduğunda,
üzerine oturduğumuz kalça kısmındaki deri sandalyeyle kemiğin arasında kalarak
sıkışır, bu sıkışma nedeniyle kan normal seyrinde devam edemez, bir müddet sonra
bu baskı rahatsız eder ve oturma pozisyonu değiştirilir, aynı şey yattığımız
yatak için de geçerlidir. Normal bir yataktaki baskı noktaları ise, ağır bölgeler,
yani göğüs kafesi, kalça kısmı, bacak alt baldırlar ve ayak topuklarıdır.
Derin ve dinlendirici bir uyku, sadece uzun süreli ve derin uyku evreleriyle olur. Vücut
gece boyunca aralıklarla kesik kesik ve kuvvetli nefes alarak aktif olur, vücut ısısı
düşer. Yüksek kalp atışı olur ve gözler sağa, sola, yukarı, aşağı hareket eder
ve yatakta dönülür, bu REM evresidir (REM; hızlı göz hareketleri
kelimesinin İngilizce baş harfleridir (Rapid Eye Movements))
ve bu evrenin % 80’ninde rüya görülür, 8 saatlik uykuda REM evresi aşağı yukarı
4 saate denk gelmektedir. Her REM evresinden sonra vücut derin bir uykuya geçer, bu
evrede vücudumuzda bir takım tamiratlar yapılır, bedensel olarak restore oluruz.
Bağışıklık sistemimiz güçlenir. Bu nedenle, derin yavaş uykunun mutlaka normal
oranlarda uyunması gerekir.
Su yatağı diğer yataklara göre elastik su haznesi sayesinde, vücuda çok iyi uyum
sağlayarak uykunun bölünmesine neden olan kriterleri ortadan kaldırır. Vücudun omuz
ve kalça gibi ağır kısımları korunma altındadır, omurga vücut şeklinden
bağımsız olarak kendi fizyolojik formunu muhafaza eder. Su yatağında baskı
noktaları olmadığı için, gece uykuda dönme %85 oranında azalır.
Kaynaklar: Lit.1 Kline, M.V.,Sullivan, P.A. ve Coleman, L.L.1974. Uyku
merkezlerinde su yatağı kullanımı. Journal of the American Society of Psychomatic
Dentristy and Medicine 21: 3-9.